Ayağa Giyilen;
Ayakta yün ya da pamuk ipinden, elde örülmüş renkli işlemeli çorap yer almaktadır. Ayakkabı olarak da oda içinde terlik, sokakta iskarpin, tarlada sarı çizme ya da topuklu mes giyilir.
KIZ İSTEME
Son zamanlara kadar yaygın olarak süren ve hala da yer yer devam eden “görücü usulü” evlenmede, askerlik çağına gelen oğlan, ailesi tarafından baş göz edilir. Eğer oğlan evlenmek istiyorsa babasının ayakkabısını kapının eşiğine çiviler ve babası bunu fark edince karısına durumu anlatır. Bazen de oğlan anasına açılır. Anne ve baba zaten bir an önce oğlunu everip mürüvvetini görmek ister. İster çünkü delikanlının delilik yapmasını, gözünün dışarıda olmasını, kötü yola düşmesini istemez, gözü açılmadan başını bağlamak ister. Evde anası “bak bure bubası, bizim oğlan kazık gibi oldu gari, napçesek yapam, bir helal süt emmiş birini bulam da biz de rahat edem” der.
Görücü usulü evlenmede bazen oğlanın fikri de alınır ya da gittikleri adayları anası ona söyler. Ailenin yaşlılarından ya da kız tarafına etki edebilecek tanınmış kimseler bir ekip oluşturup önceden haber verip Perşembe gecesi kız evine gidilir. Hoş sohbet ettikten sonra en yaşlı kişi konuyu açar “ Bak efendi, biz düşünüp taşındık, sizin kızınızı bizim oğlana layık bulduk, Allah’ın emri Peygamberin kavli ile elçi olarak istekte bulunuyoruz, ne dersiniz?” diye sorar. Kız babası nasip ne ise olur, amma kızımız küçük ya da bir de anasına danışayım ya da hele bir düşünelim diye kabul etmek istemez. Bu da adettendir. Kız tarafının naz etmesi karşısında umutlar sönmüş değildir. Arkasından kız tarafı soruşturma yapar. İkinci gelişlerinden düşünceleri açığa çıkmışsa mendil verilir. Hemen gidip oğlana müjde verilir. Çerez, şeker hazırlanıp yeniden gidilir ve şerbet içilir. Böylece “söz kesme” gerçekleşmiş olur. Nişan ve düğün için birlikte tarih saptanır.
NİŞANLAMA
Söz kesme olayının ardından “küçük nişan” yapılır. Bir gece kız evine kadınlar toplanır gider. Çerezler, şekerler, susamlı ekmekler götürülür. Bunun ardından “büyük nişan” yapılır. Yine kadınlar toplanıp kız evine giderler, kadın çalgıcılar çalıp söyler ve kadın oyunları oynanır. Daha sonra gelin adayına oğlan evi bilezik, beşibirlik gibi takılar takar, akrabaları da kumaş serpeler, dürüler atarlar.
DÜĞÜN
Düğün günü belli olduktan sonra “okuyucu” olarak ev ev dolaşıp düğün okur. Şeker dağıtıp düğüne çağırır. Düğünden önce kurban bayramı varsa, oğlan kız evine bir koş gönderir. Unutmadan söyleyelim ki iki bayram arasında düğün olmaz.
Düğün üç gün sürer ve Salı günü başlar, Perşembe sona erer. Ancak davulcular Salı günü işe başlarlar, kahveleri dolaşıp, akşama kale önünde “davul önü” yapılacağını duyururlar. Gençler akşam kale önünde toplanırlar, davullar çalar ve her kes istediği oyunu oynar. Oyunlara düzen akışı getirmek ve düğün alayının yönlendirilmesini sağlamak gençler arasında seçilmiş ve bayraktar denilen gencin görevidir. Çarşamba günü davulcular damadın sağdıçlarını ziyaret edip nöbet çalarlar. Daha sonra sağdıçları tepsiler içinde çerez, susamlı ekmek, ekmeklerin üstüne çomaklarla tutturulmuş kağıt paralar, horoz gibi armağanlarla sağdıç kovuşturmasından sonra çeyiz alayı oluşturulur. Gelinin eşyaları arabalarla damadın evine taşınır. Oğlan evinde çeyizler yayılır, ziyarete açılır. Buna çeyiz görme denir.
Bu arada kız evine de kadın çalgıcılar, evin geniş bahçesinde yerlerini alırlar. Sandalyeler, tahtalar dizilir ve konuklar otururlar. Gelin yengesi kolundan tutup çeker ve oyun oynatır. Çarşamba akşamı “kına gecesi” yapılır. Oğlan evinin kadınları gelirler. Takılar takılır, dürüler üzerine konur ve sonra geline kına yakılır. Bu arada arkadaşlarına da kına verirler. Perşembe günü “gelin hamamı” düzenlenir. Oğlan da aynı sıralarda damat tıraşı olur. Tıraş sırasında her kes önlüğüne kağıt paralar iğneler.
Perşembe günü akşamüzeri gelin almaya gidilir. Gelin evden çıkarken kadın çalgıcılar “gelin ağlatma” türkülerini çağırırlar. Bu arada bazıları kapıyı tutar ve bahşiş ister. Gelin ata bindirilip yola çıkarılır, buna “gelin alayı” denir. Gelin alayı bir mahalleden bir mahalleye geçerken öbür mahallenin bayraktarı ve gençleri oyun isterler, bu çoğu kez tartışmalara ve kavgalara neden olur, hele içkili iseler ortalık karışır. Oğlan evine vardıklarında damat, gelini karşılar ve kol kola içeri girerler, bu arada her kes şeker ve bozuk para atar.
“Koltuk merasimi”nden sonra damat arkadaşlarıyla kahveye gidip çay içer, sonra akşam yemeği yenir. Namazdan sonra ilahilerle damadı evine götürürler ve kapıdan içeri girerken heyecanını yensin diye arkadaşları sırtını yumruklar.
SÜNNET DÜĞÜNÜ
Erkek çocuklar okul çağına gelince sünnet edilirler. Bu da düğün çerçevesinde yapılır. Davullar, çalgıcılar tutulur, yemekler, ziyafetler verilir, herkes törene çağrılır. Sünnet çocuğu pelerinli, yaldızlı giysiler içindedir, başına maşallah yazan bir taç ve elinde süslü bir asa bulunur. Ata bindirilip dolaştırılır. Eve getirildiğinde öğretildiği için attan inmez, dedesi ve babası tarla, zeytinlik, hayvan bağışında bulununca razı olur. Bazı sünnetlerde eğlenceler düzenlenir ve çocuklara karagöz seyrettirilir.
YÖRESEL YEMEK ÇEŞİTLERİMİZ
Çandarlı`da Türk mutfağının zengin örneklerine rastlamak olasıdır. Saymakla bitmez ama başlıca yemekleri şunlardır.
|
Çorbalar :
|
Etliler :
|
Sulu Yemekler :
|
Balık Yemekleri :
|
|
|
|
|
|
|
Balık Çorbası
|
Güveç
|
Keşkek
|
Kızartma
|
|
Un Çorbası
|
Pirinçli Köfte
|
Bakla Tava
|
Pilaki
|
|
Sütlü Çorba
|
Peynirli Köfte
|
Patates Yahnisi
|
Buğulama
|
|
Tarhana Çorbası
|
Pilavlı Tavuk
|
Pilaki
|
Izgara
|
|
Sütlü Bulgur Çorbası
|
Külbastı
|
Mercimek
|
|
|
Pirinç Çorbası
|
Kadın Budu Köfte
|
Kuru Fasulye
|
|
|
Şehriye Çorbası
|
Arnavut Ciğeri
|
Nohut
|
|
|
Mercimek Çorbası
|
Tavuk Kızartma
|
Melemen
|
|
|
Nohutlu Çorba
|
Ciğer Yahni
|
|
|
|
Dede Çorbası
|
Elbasan Tava
|
|
|
|
|
Sura
|
|
|