Anket

Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

Çok GÜzel (269)
Güzel (53)
Fena Değil (37)
Kötü (24)
Çok Kötü (84)

Online
Şuanda Sitemizde 10 Kişi Online

ERKEK GİYSİLERİ

Başa Giyilen ;

     Bir zeybek giysisinin başında kalın kadifeden çuha ve keçe karışımı kırmızı fes vardır. Önceleri çuhadan yapılmış külah giyilirmiş. Külah üzerine abani sarık ya da ucu kenara sarkıtılmış poşu bulunur. Efenin boynunda kenarı oya işlemeli krep ve gümüş zincirden yapılmış köstek takılır. Bu köstek beldeki silahlığa kadar sarkıtılır. Ayrıca hamail ya da zehepli gümüş bir kutu içinde enam olan muska da boyundaki görüntüyü tamamlar.

 

 

 

 
 
 
Sırta Giyilen;
 
     Sırtta ise çizgili çitari kumaştan bele kadar uzanan cepken, içinde yakasız gömlek bulunurdu. Yaka ve kolları işlemeli, üzeri koyu mavi, lacivert ya da siyah çuhadan siyah kaytan işlemeli camedan yer alır. Camedanın üstünde aynı kumaştan yapılmış sırtı, göğsü ve kolları siyah kaytanlarla işlenmiş, kolları kışın iliklenen yazın salınan sallamalar bulunur. Bel kısmında sıra ile dolgu diye sarılan kuşak, şalın üstüne kuşanılan Trablus kuşak, onun üzerine deriden yapılmış kayış, tokalarla bele sıkılan, önde bölmeleri bulunan siyahlık ya da kütüklük görülmektedir. Kütüklüğün bölmelerinde tütün, kav çakmak, para ve saat keseleri gümüş işlemeli ağızlık, enfiye kutusu, sakızlık yer alır. Silahlığın üstünde sıkıca sarılan bel bağı kolan bulunur. Yün ipliğinden el dokuması olan kolan kök boya ile renklendirilmiştir. Aksesuarı silahlığa sokulu kulaklı bıçak, çakmaklı gubur tabanca tamamlar. Yine bele sokulu dört yanı sim, sırma işlemeli ipekli yavuklu çevresi takılır ki bu zeybeğin mendilidir. Efenin altında ağı bol, parçaları kısa güdük bir don vardır. Bu don lacivert ya da siyah kumaştandır. Paça ağızlarından kalçaya doğru siyah kaytan işlemelidir. Donu kalçaya sıkıca bağlayan uçları işlemeli,öne doğru sarkıtılan uçkur bulunur.
 
Ayağa Giyilen;
 
 
     Ayağında ise çuha kumaştan üzeri kaytan işlemeli, diz kapağından ayağa kadar uzanan tozluk ve ondan sonra da kalın yün çorap bulunur. Siyah sahtiyan deriden yapılmış tulumbacı pabuç ya da kalçın, diğğe ve kara çizme görüntüyü tamamlar.
 
 
KADIN GİYSİLERİ
 
Başa Giyilen;
 
     Başta yer alan aksesuar yazma ve takadır. Türlü oya motifleriyle bezeli yazmanın oyaları kaşlara dökülmüştür. Yazmanın altında ise Fitöz ya da Takka denilen kurdela üzerine dizilmiştir.
 
Sırta Giyilen;
 
     Sırtında en altta iç gömleği, üstünde çitari diye anılan ipekli ya da pamuklu, yakası, önü, kol ve cep ağızları kaytan ya da sırma işlemeli cepken bulunur. En üstte de libade yer alır. Bu giysinin siyah ve yünlü çuha kumaştan olanı ise kışlık olarak giyilir. Bel kısmında ise “bel sarkanağı” denilen yünlü ya da pamuktan dokunmuş, uçları halı-kilim motifleri ile işlenmiş, bel ve karın bölümünü sıkıca sarmaktadır. Bel sarkanağının üstünde ve öne gelmek üzere takılan ve aşağı doğru sarkıtılan işlemeli çevre bulunur. Bunların üstünde pantufan kumaştan yapılmış, her iki ucu gümüş hatta altından tokalı kemer takılır. Bel altında ayağa kadar şalvar vardır. Yine cepken kumaşından yapılmış ve büzmelidir. Şalvarın cep ağızları ile ön ayna, arka ayna ve yan aynalar diye adlandırılan ibrişim kaytan veya sırma işlemeli kesitler vardır. Bu işlemeler enine sekiz parçadan oluşan şalvarın dikiş yerlerini de saklamaya yarar.
   
Ayağa Giyilen;
  
     Ayakta yün ya da pamuk ipinden, elde örülmüş renkli işlemeli çorap yer almaktadır. Ayakkabı olarak da oda içinde terlik, sokakta iskarpin, tarlada sarı çizme ya da topuklu mes giyilir.
    
   
KIZ İSTEME
  
     Son zamanlara kadar yaygın olarak süren ve hala da yer yer devam eden “görücü usulü” evlenmede, askerlik çağına gelen oğlan, ailesi tarafından baş göz edilir. Eğer oğlan evlenmek istiyorsa babasının ayakkabısını kapının eşiğine çiviler ve babası bunu fark edince karısına durumu anlatır. Bazen de oğlan anasına açılır. Anne ve baba zaten bir an önce oğlunu everip mürüvvetini görmek ister. İster çünkü delikanlının delilik yapmasını, gözünün dışarıda olmasını, kötü yola düşmesini istemez, gözü açılmadan başını bağlamak ister. Evde anası “bak bure bubası, bizim oğlan kazık gibi oldu gari, napçesek yapam, bir helal süt emmiş birini bulam da biz de rahat edem” der.
     Görücü usulü evlenmede bazen oğlanın fikri de alınır ya da gittikleri adayları anası ona söyler. Ailenin yaşlılarından ya da kız tarafına etki edebilecek tanınmış kimseler bir ekip oluşturup önceden haber verip Perşembe gecesi kız evine gidilir. Hoş sohbet ettikten sonra en yaşlı kişi konuyu açar “ Bak efendi, biz düşünüp taşındık, sizin kızınızı bizim oğlana layık bulduk, Allah’ın emri Peygamberin kavli ile elçi olarak istekte bulunuyoruz, ne dersiniz?” diye sorar. Kız babası nasip ne ise olur, amma kızımız küçük ya da bir de anasına danışayım ya da hele bir düşünelim diye kabul etmek istemez. Bu da adettendir. Kız tarafının naz etmesi karşısında umutlar sönmüş değildir. Arkasından kız tarafı soruşturma yapar. İkinci gelişlerinden düşünceleri açığa çıkmışsa mendil verilir. Hemen gidip oğlana müjde verilir. Çerez, şeker hazırlanıp yeniden gidilir ve şerbet içilir. Böylece “söz kesme” gerçekleşmiş olur. Nişan ve düğün için birlikte tarih saptanır.
  
NİŞANLAMA
  
     Söz kesme olayının ardından “küçük nişan” yapılır. Bir gece kız evine kadınlar toplanır gider. Çerezler, şekerler, susamlı ekmekler götürülür. Bunun ardından “büyük nişan” yapılır. Yine kadınlar toplanıp kız evine giderler, kadın çalgıcılar çalıp söyler ve kadın oyunları oynanır. Daha sonra gelin adayına oğlan evi bilezik, beşibirlik gibi takılar takar, akrabaları da kumaş serpeler, dürüler atarlar.
  
DÜĞÜN
  
     Düğün günü belli olduktan sonra “okuyucu” olarak ev ev dolaşıp düğün okur. Şeker dağıtıp düğüne çağırır. Düğünden önce kurban bayramı varsa, oğlan kız evine bir koş gönderir. Unutmadan söyleyelim ki iki bayram arasında düğün olmaz.
     Düğün üç gün sürer ve Salı günü başlar, Perşembe sona erer. Ancak davulcular Salı günü işe başlarlar, kahveleri dolaşıp, akşama kale önünde “davul önü” yapılacağını duyururlar. Gençler akşam kale önünde toplanırlar, davullar çalar ve her kes istediği oyunu oynar. Oyunlara düzen akışı getirmek ve düğün alayının yönlendirilmesini sağlamak gençler arasında seçilmiş ve bayraktar denilen gencin görevidir. Çarşamba günü davulcular damadın sağdıçlarını ziyaret edip nöbet çalarlar. Daha sonra sağdıçları tepsiler içinde çerez, susamlı ekmek, ekmeklerin üstüne çomaklarla tutturulmuş kağıt paralar, horoz gibi armağanlarla sağdıç kovuşturmasından sonra çeyiz alayı oluşturulur. Gelinin eşyaları arabalarla damadın evine taşınır. Oğlan evinde çeyizler yayılır, ziyarete açılır. Buna çeyiz görme denir.
     Bu arada kız evine de kadın çalgıcılar, evin geniş bahçesinde yerlerini alırlar. Sandalyeler, tahtalar dizilir ve konuklar otururlar. Gelin yengesi kolundan tutup çeker ve oyun oynatır. Çarşamba akşamı “kına gecesi” yapılır. Oğlan evinin kadınları gelirler. Takılar takılır, dürüler üzerine konur ve sonra geline kına yakılır. Bu arada arkadaşlarına da kına verirler. Perşembe günü “gelin hamamı” düzenlenir. Oğlan da aynı sıralarda damat tıraşı olur. Tıraş sırasında her kes önlüğüne kağıt paralar iğneler.
     Perşembe günü akşamüzeri gelin almaya gidilir. Gelin evden çıkarken kadın çalgıcılar “gelin ağlatma” türkülerini çağırırlar. Bu arada bazıları kapıyı tutar ve bahşiş ister. Gelin ata bindirilip yola çıkarılır, buna “gelin alayı” denir. Gelin alayı bir mahalleden bir mahalleye geçerken öbür mahallenin bayraktarı ve gençleri oyun isterler, bu çoğu kez tartışmalara ve kavgalara neden olur, hele içkili iseler ortalık karışır. Oğlan evine vardıklarında damat, gelini karşılar ve kol kola içeri girerler, bu arada her kes şeker ve bozuk para atar.
     “Koltuk merasimi”nden sonra damat arkadaşlarıyla kahveye gidip çay içer, sonra akşam yemeği yenir. Namazdan sonra ilahilerle damadı evine götürürler ve kapıdan içeri girerken heyecanını yensin diye arkadaşları sırtını yumruklar.
  
 
 
 
 
SÜNNET DÜĞÜNÜ
 
    Erkek çocuklar okul çağına gelince sünnet edilirler. Bu da düğün çerçevesinde yapılır. Davullar, çalgıcılar tutulur, yemekler, ziyafetler verilir, herkes törene çağrılır. Sünnet çocuğu pelerinli, yaldızlı giysiler içindedir, başına maşallah yazan bir taç ve elinde süslü bir asa bulunur. Ata bindirilip dolaştırılır. Eve getirildiğinde öğretildiği için attan inmez, dedesi ve babası tarla, zeytinlik, hayvan bağışında bulununca razı olur. Bazı sünnetlerde eğlenceler düzenlenir ve çocuklara karagöz seyrettirilir.
   
   
   
 
   
   
YÖRESEL YEMEK ÇEŞİTLERİMİZ
  
     Çandarlı`da Türk mutfağının zengin örneklerine rastlamak olasıdır. Saymakla bitmez ama başlıca yemekleri şunlardır.
   
Çorbalar :
Etliler :
Sulu Yemekler :
Balık Yemekleri :
 
 
 
 
Balık Çorbası
Güveç
Keşkek
Kızartma
Un Çorbası
Pirinçli Köfte
Bakla Tava
Pilaki
Sütlü Çorba
Peynirli Köfte
Patates Yahnisi
Buğulama
Tarhana Çorbası
Pilavlı Tavuk
Pilaki
Izgara
Sütlü Bulgur Çorbası
Külbastı
Mercimek
 
Pirinç Çorbası
Kadın Budu Köfte
Kuru Fasulye
 
Şehriye Çorbası
Arnavut Ciğeri
Nohut
 
Mercimek Çorbası
Tavuk Kızartma
Melemen
 
Nohutlu Çorba
Ciğer Yahni
 
 
Dede Çorbası
Elbasan Tava
 
 
 
Sura
 
 

                    

                Çığırtma                                                 Gözleme                                                Börülce

                    

          Kadın Budu Köfte                                        Güveç                                                   Dızmana

 

Sebze Yemekleri :
Hamur İşleri :  
Tatlılar :  
Salatalar :
 
 
 
 
Çığırtma
Nohut Böreği
Bakalava
Ahtapot Salatası
Terbiyeli Kereviz
Katmer
Höşmerim
Çoban Salatası
Lahana Haşlama
Tirit
Un Helvası
Nar Ekşili Salata
Musakka
Avkma
Baba Tatlısı
Sarma İçi
Patlıcan Kebap
Dürme
Şam Tatlısı
Semizotu Salatası
Börülce Yemekleri
Bazlama
Pelte
 
Bamya
Su Böreği
Aşure
 
Yoğurtlu Pırasa
Mantı
Saraylı
 
Yumurtalı Ispanak
Gözleme
Reçeller ve Hoşaflar
 
 
Dızmana